MARDİN KATLİAMI VE BEKLENEN OLAYLAR!
Haziran 5, 2009
Bugünlerde vahşilik derecesini sözler ile ifade edemediğimiz,kadın ve çocukların katlini göze almış insanların ortaya koyduğu katliamın acısı ve yoğun düşüncesi ile meşgulüz.
İnsanlık boyutunun yanında olay sonrasında gündemi işgal eden konulardan biri,bu insanları katliama iten nedenlerdir.Arazi kavgası,kız davası,töre vb… Bunlar en çok dillendirilenler.Ve koruculuk sisteminin etkileri de buna dahil edildi;korucukuk sistemi tartışmaya açıldı.
Ama hiçbirisi neden sorusuna cevap olamıyor.Olağan kavgalardan,anlaşmazlıklardan olabilecek bir olayın nasıl katliama dönüştüğü üzerine bir sorgulama yok maalesef.Biliniyorki doğu ve gündeydoğu yıllardır kavga bölgeleri olmuştur.Gerek terör gerek feodalitenin meydana getirdiği kavgalarda insan canının pek bir önemi yoktur.Devlet,töre,ağa,lider veya bir başka unsurun buyurduğu ölümler çok kolay gerçekleştiriliyor hep.Ama böylesi! Böylesi hiç olmuyordu.Buna anlam verilemiyor.
Mardin olayı oldu ,bizi ne kadar üzse de birkaç günde sonra bu acı silinecek yüreğimizden…Önemli olan yarın.Yarın olabilecek olayları önlemek.Ama yarına baktığımda,bugünden daha kötü olacağını görüyorum.Bundan sonraki dönemde,bu tür olayların artacağı düşüncesindeyim.
Peki neden ?
Yukarıda da belirttiğim gibi o bölge daima kavga bölgesi olmuştur.Karşılaştığımız kavgalardan çok, önlenen kavgalar da vardır.Bölge insanlarının arabuluculuğu ile önlenen kavga çoktur.İtibar edilen,doğruluğuna inanılan insanların taraflar için verdiği karar,kavgaları önledi daima.Kısa bir süredir bu uzlaştırıcı unsurlar yani toplum kanaat önderleri dediğimiz mahkeme niyetindeki insanlar pasifleştiler.Bölgede yasal mahkemelerden çok başvurulan hak ve uzlaşma noktası olan bu saygın insanların pasifleşmesi kavgaların aktifleşmesine neden olmaktadır.Bu insanların pasifleşmesi ise büyük oranda devlet organlarında liderlik yapan insanların tavırlarından kaynaklanmaktadır.
Kestirmeden söyleyim. Bölgenin saygın insanları uzun süredir sahip oldukları saygınlıklarını , değişen dünya düzeninin bölgelerine taşımak için siyasete atıldılar.Siyasete atılan bu insanların,tercihleri insanlarının en yakın hissetikleri olan nokta oldu.Yani 29 Mart seçimi ile de doğrulanan DTP olmuştur.
Bölgede çok sevilmemesine rağmen kendileri için bir umut,irade yansıması olan DTP ‘ye katılan saygın insanlar,o zaman kadar olan saygınlıklarını da kaybetmiş oluyorlar.Halk yada kendileri bunu ortadan kaldırmıyor.Bu bizzat devlet kurumları tarafından kaldırılıyor.TSK başta olmak üzere farklı kurumlar ve zümreler DTP’nin siyasi oluşumunu,halk iradesini kabul etmiyorlar.Son konuşmasın da Başbuğ’un vurguladığı gibi “DTP = PKK” DTP’li olan PKK’lıdır, PKK yanlısıdır vurgusu halka direk yansımaktadır.Devlet kurumlarının DTP’yi PKK ile özdeşleştirmesi sonucu,kararlarına itaat ettikleri insanları ,o saygın insanlara saygılarını ve güvenlerini kaybediyor halk.Genel yaşamda saysalar da,hak ve uzlaşı noktasında kaale almıyorlar.Almazlar çünkü devlet onlara terörist diyor.Bir terörist nasıl olurda doğru karar verir.
Bölgedeki bu adalet sisteminin yok olması ile sorunlu taraflar arasındaki çözümsüzlük büyümekte ve kendi başlarına hak arayışına gidiyorlar.Bunun neticesinde yürek burkan bu olaylar yaşanmaktadır.
Mardin katlimanın boyutu büyük olduğundan bu kadar ses getirdi.Halbuki bölgede son zamanlarda benzer uyuşmazlık kavgaları sıkça olmaktadır.
Ülkede huzur için,huzur isteyen insanların siyasi iradesine saygı göstermek gerekiyor.
Üzeyir AKÇAL
Entry Filed under: Yaşamdan. Etiketler: bilge köyü, katliamı, mardin, olayı.
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed